Doç. Dr. Kimiyoshi MATSUMURA

           Büklükale, Kırıkkale İli, Karakeçili ilçesine bağlı Karakeçili beldesinde, Ankara’dan Kaman’a giden otoyolun Kızılırmak’ı geçmeden hemen sol tarafında, Ankara’nın yaklaşık 60 km güneydoğusunda yer almaktadır. 500m x 600m büyüklüğünde ve doğu kenarında kayalık bir tepe olan bu şehir Kızılırmak’ın en dar noktasında yer alır ve her dönemde nehrin geçiş noktası olarak kullanılmıştır (Resim 1). Günümüzde hala Selçuklu döneminde inşa edilen "Çeşnigir köprüsü" burada mevcuttur. Büklükale’nin böylece stratejik açıdan çok önemli bir konumuna sahip olduğu açıktır.

            Kırşehir, Kaman'da yer alan Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü tarafından 2009 yılından beri yürütülmekte olan Büklükale kazı çalışmalarında, bugüne kadar M.Ö. 3. bine ait Eski Tunç Çağı’dan Osmanlı dönemine kadar çeşitli medeniyetler tespit edilmiştir ve buranın kronolojisi aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.      

  1. Kat: Osmanlı dönemi,
  2. Kat: Helenistik ve Demir Çağı (M.Ö. 1. binyıl),
  3. Kat: Geç ve Orta Tunç Çağı (M.Ö. 2. binyıl),
  4. Kat: Eski Tunç Çağı (M.Ö. 3. binyıl).

             Araştırmalarında, Büklükale’nin, özellikle M.Ö. 2. binde önemli bir şehir olduğu anlaşılmaktadır. Kayalık tepede yapılan kazı çalışmaları sonucunda M.Ö. 2 binin ilk yarısında, Karum dönemine ait yangın geçirmiş saray binası ortaya çıkarılmıştır. Yaklaşık 50m uzunluğunda olan bu bina 2 m’den daha büyük taşlar kullanılarak, 7m'den daha yüksek teras duvarı yapılarak üzerine inşa edilmiştir ki bu saray binası döneminde Anadolu'da kıyaslanamaz bir mimari örneğidir (Resim 2).

            Ayrıca bu binada bölgeler arası ilişkileri ve ticareti gösteren önemli buluntular da ortaya çıktı. Bunlardan biri, ana yurdu Kuzey Suriye olan Hurrilerin etkisini gösteren eserlerden olup, dünyanın en eski cam şişelerinden birisidir ve diğeri mavi camdan yapılan Mezopotamya'da savaş tanrısı olarak bilinen İštar'ın sembolü olduğu düşünülen yuvarlak pandantifdir.

            Üstelik bu binada bulunan iki bodrum odasından çok sayıda kâse ve testi bulunmuştur. Odanın içine atılmış şeklinde bulunan bu çanak çömleklerin sayısından anlaşıldığına göre, yaklaşık 3,000 kişin katıldığı ve yerli kavim Hattiler'in etkisini gösteren büyük bir temel atma töreninin burada yapıldığı tahmin edilmektedir. Bu törende hangi yiyeceklerin hazırlanmış olduğu, başta Dr. Andrew Fairbairn olmak üzere Avustralya Queensland Üniversitesinden gelen botanik arkeologlar ve öğrenciler tarafından araştırıldı. Bu çanaklar arasında bulunan küçük panter başı şeklindeki figürün gözlerinde de Afganistan'dan ithal edilen Lapis-Lazuli isimli mavi taşı ve altın kullanılmıştı. Bunun dışında Mezopotamya’da Ur Kral mezarlarında benzeri bulunan devekuşu yumurtasından yapılan vazo parçaları da tespit edildi. Ayrıca bu saraydan Hititler ile aynı Hindu-Auropa kavimlerden biri olan Luviler'in kullandığı Luvice hiyeroglifinin başlangıcı olan işaretlerin oyulduğu mühür baskısı da bulunmuştur.

            Böylece Büklükale'de elde edilen bulgular Hitit krallığının ortaya çıktığı bu dönemde Anadolu'da çeşitli kavimlerin yaşadığını ve birbirine etkileşerek bir imparatorluğa doğru geliştiğini göstermektedir.

            Hitit dönemine gelince, bu döneme ait tabakaların büyük ölçüde tahrip edildiği anlaşıldı. Tepenin yamacında yapılan kazılarda bulunan Hititçe çivi yazılı tablet parçalarını inceleyen İngiltere, Londra Üniversitesinden Dr. Mark Weeden, bunlardan birinin Hitit kralına gönderilmiş mektup olabileceğini öne sürdü. Ayrıca 2019'da bulunan bir başka tabletin de Hurrice çiviyazısı olduğu anlaşıldı. Hurrice tabletin dini törenlerde kullanıldığı ve bu törenlerin Hitit kral/ kraliçesi tarafından yönetildiği bilindiğinden, Büklükale'de Hitit kral/ kraliçesinin burayı bir süre ya ziyaret ettiği ya da oturduğu düşünülmektedir.

             Diğer tarafta jeomanyetik araştırmalar sonucunda kentin, sur ile çevrilmiş M.Ö. 2. bine ait aşağı şehri de tespit edildi. Sur duvarı ise, Hititlerin başkenti Çorum Boğazköy/Hattuša da tespit edilen Hitit'e özgü sandık duvar tarzındaydı (Resim 3) ve daha eski olan Karum dönemine ait iki duvar tespit edildi. Böylece burada Hitit dönemine ait bir büyük şehir ve Kayseri Kültepe/Kaniş ile çağdaş ve benzer olan Karum dönemine ait, henüz ismi bilinmeyen bir Karum'un (ticaret merkezi) olduğu tahmin edilmektedir.

            İlerdeki çalışmalarda bu kazının asıl amacı olan Hitit İmparatorluk Çağı’na ait şehri bütün yönleriyle ortaya çıkartmak için çalışmalara devam edilmektedir.

             Büklükale'de yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında, araştırmaların yanı sıra kazıya katılan Arkeoloji öğrencilerinin eğitimi de önemlidir. Bu amaç doğrultusunda kazı çalışmalarına katılanlara kazı yöntemi ve teknikleri konusunda eğitimler verilmektedir (Resim 4).

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı 2025